18/12/2008 - AÇIK MEKTUP...
Düşüyorum. Düşünmekten düşmeye fırsatı olabilen biri değilim gibi geliyordu uzun zamandır. Yanılıyormuşum. Umurumda değil sanıyordum. Öyle değilmiş. İnsanlardan vazgeçtim anlam yüklemiyorum sanıyordum, hatta kızmıyorum kıskanmıyorum, elde olanla veya olmayanla yetinebilirim sanıyordum. Değilmiş. Karşılığı olmayan zamanlarda anlamlar yükleyenlere yüklendiğim kadar kendime de yüklenmem gerekirmiş. Merkez kaça yakalanmış olduğu yerde sürekli dönen bir adama evirildim. Sürekli olarak hikaye ettiğim adsız-alkolik hikayesi gerçeğe dönüyor her gün. Uyuyamıyorum. İçtikçe de uyuyamıyorum. Hatta ne yaparsam yapayım, ne kadar yorulursam yorulayım beceremiyorum. Alkol, gözyaşı, çok kişilikli tiyatrolar, gerçek ve hatta daha ötesi bile ruhumu huzurdan yana döndürmüyor. İnsanlarsa fazlaca “iyi” bu aralar yüzüme karşı. Ardımdan dediklerini bildiğim halde dinlemeyeli o kadar zaman geçti ki şimdi yüzüme karşı söylenen yalanları, cesaret verici tiratları, eğreti sırt sıvazlayışlarını kaldıramıyorum. Neden iyi bir adam olduğum konusunda bu kadar keskin yargılara beni hapsederken; övdükleri tarafımın onları yargılamamak olduğunu anlayamıyorum. Herkes hakkımda iyi kötü bir fikre sahip olabilir ve fakat ben bile kendimin ne istediği konusunda bilgi kırıntısı yoksunu iken herkes benim ne istediğimi bildiğini iddia ediyor. Safsatalarının sonu gelmeyenler eleştirdikleri her şeyi yaparken gözümün içine bakmaktan kendilerini alamıyorlar buna rağmen. İnciniyorum. Bilmiyordum incinebileceğimi. Yüreğim taşa kesti diye düşünmemiştim hiç. Yargıların arasında boğuşmaktan övgülerin ardına gizlenen hakaretlerden, bilenlerin iddia ettikleri konulardaki bilme eyleminin kendi basiretsizliklerinden çok sıkıldım. Kaile alınmak istiyorum. Evet, istiyorum; öğrendim. Yargılanmak istemiyorum. Yapmadığım bir şeyi beklemiyorum kimseden. Sıkıldım. Yaşamaktan çok sıkıldım. Böyle yaşamaktan çok sıkıldım. Olmadıkları gibi davranıp, kendilerine anlam yükleyen sonra bana anlam yükleyen insanlardan çok sıkıldım. Sevilmek istiyorum. Hayır vazgeçtim sevilmek istemiyorum. Sözümün önemsenmesini istiyorum, dinlenmek istiyorum, yargılanmak istemiyorum. Saygı istiyorum. Geçmişime günüme ve geleceğime saygı istiyorum. Kendime saygı bekliyorum. Alkole gömülmeden yaşayabilmek istiyorum, insanların gözümün içine baka baka beni kullanmasını fark etmemek istiyorum. Ellerim titremesin istiyorum. Gönlüm soğusun istiyorum. Bekleyemiyorum hiçbir istencimin karşılanmasını, ama istiyorum uzun zaman sonra. İnsanların arasına sıkışıp kaldım. Kendi düşüncelerimin ve geçmişin düşüncesizliğinin arasında sıkışıp kaldım. Bekleyemiyorum zamanın akmasını. Yoruldum. Arabesk duygulara hitap ettiğim düşünülmeden, ilgi çekmek istemekle suçlanmadan, kendime bile hesabını vermeden sadece doğam buna ihtiyaç duyduğu için kendime acıyabilmek istiyorum. İzin istiyorum. Peşinde koştuğunuz hayatın bir parçası olmadığımı, olamayacağımı biliyorum. Benden beklenen ket vurma durumunun birilerinin de herhangi bir cümle kurmadan, önemsediğini iddia edenler için, tercihi olmasını istiyorum. Gerçekten her şeyimi kimliğimi, benliğimi, hiçliğimi sömüren insanların biraz titreyip de benim de onlar gibi olabileceğimi düşünmelerini istiyorum. Susmaktan yorulup konuşmaya başladığım günden beri, yorgunlukla kaldıramamak aynı zaman parçasına denk geliyor, kendime lanetler yağdırıyordum. En azından kimse ama hiç kimse bir şey bilmiyordu bana dair, sırf bu yüzden insanları suçlamadan kabul edebiliyordum. Size yani etrafımdakilere bir şekilde kendimden bahsettiğim günden beri yüzlerinize bakmayı bile kaldıramıyorum. Yargılamaya başladım. Kendimi yine. Dışarıda olanları değil. Neden konuşmak zorunda hissettin neden patladın diye sorup duruyorum kendime. Daha kolaydı insanları sevmek konuşmadan önce. Daha kolaydı şablonların değil alkolün ardından birinin gözlerine içine bakmak. Şimdi zor. Uzun zamandır yapmadığım bir şeye karar vermediğimden beri, istemekten isteyebilmekten bahsediyorum, canım sürekli yanıyor. Üstelik canımın yandığı sahneler ayan beyan gözlerimin içinden okunurken, feri sönmüş gözümün içine bakıp da hiçbir şey olmamış gibi beni sevdiğini ama yargılamadan duramayacağını söyleyenlere de ne cevap vereceğimi bilmiyorum. Ağlıyorum, korkuyorum, istiyorum. Ya da istediğimi sanıyordum. İstemiyormuşum. İnsanlardan bir şey istemek yüzsüzlükmüş hakikaten. Başkasının gerçek yüzünü görmek, kaldırabilmek için kendi yüzünün olmaması gerekiyormuş. Ben her sabah parlak bir zeminde yansımama bakıyorum, görüyorum, yaşıyorum, artık istemiyorum. Devam etmek için gerekli bir şey kalmadı. İnandığım kendimden bir istekle kurtulmaktan başka çarem kalmadı. Sesimi soluğuma dolayıp kendi kendimi boğmaktan başka lüksüm kalmadı. Etrafımı saran “her ne ise”lerden kurtulmak için kendimden vazgeçmek gerekiyorsa, sanırım tereddüt etmeyeceğim.
|