11/11/2007 - baba, adsizalkolik, beklemek, sonra, hiç...
Yaşam her seferinde beni bana düşman etmeye yeten bir mesai. Varlığımın geldiği yarım; babam kendi varlığını ona bahşedenlerin yanına gitmekten son anda vazgeçti. Zorlu haftaların ardından nihayet yarın taburcu edilecek hastaneden. Gerçi taburcu edilmek fiiline, bütün yaşadıklarıma, ayık olmaya ve hatta hayata tutunmaya dair anlatacak çok şeyim var. Sadece bir ses vermek istedim, ayık çekilebilir biri olmadığım gibi, acı içinde kıvrandığım onca zamandan sonra iyi nedir bilmeden ağız alışkanlığıyla iyiyim demek istedim.
Kelimeleri ardı ardına sıralatan alkol kanda gezmeyince, acı gözden akınca ve hatta yağmurlarda yıkanıp temizlenince ruh bir şeye benzerim sanıyordum onca zaman içinde… meğer öyle değilmiş. Acı hiçbir şeyin yerini tutmadığı gibi tersiniri de doğruymuş. Ne de olsa hayat çifte bir oyun iki yüzlü. Ve sırlı değil ayna diye baktığım camın arkası. Kendimi bu halde görmeyi beceremiyorum.
Alışkanlıklarımdan sıyrılıp yaşamak istiyorum desem, uzun zamandır yaşam yolu olarak tuttuğum yolun yerine nasıl bir yola saparım bilmiyorum. Ve bilmediklerimin ardında on buçuk santigrat derecede tir tir titreyen çocuk küskün ve yıpranmış yüreğimle yaşama sığınıyorum bu ara. En çok korktuğum ve en kolay vazgeçtiğim yaşama.
Denize düşen ve yılan aranan salak gibiyim. Ah bir yılan dolasa boynumu tüm sevebildiklerimden ve beni ortaya çıkaranlardan önce gidebilsem, nereye yollanacaksam veya varacaksam bu yolculuğun sonunda. Ve hiçbir kuvvet geri getiremese, seslerini duyurmasa ve hatta unutsam, unutulsam…
Korkakların kaderidir bu eninde sonunda kaybetmeye yaklaşınca gitmeyi her şeyden çok isterler. Ve yalnız onlar kalacaktır bilirler. Yalnız. Rahimde olduğu gibi… İlk düşüşleri gibi…
Şimdilik erteledik bu durumu. Yalnızlık mesaisini… Ama sonrası…
|