Uzun zamanın ardından barış gelince bir kalbe gerekli olan bütün huşunun içine düşülmüş olur. Bu duygu da bir süre idare eder insanı. Hiçbir yerde problem yoktur bu arada. Çayın tadını alırsın. Kahveyi höpürdeterek içersin. İnsanların gözlerinin içine bakıp gülersin. Böyle zamanlarda tanıştığın insanlar seni en çok sevebilme başarını gösterebilecek olanlardır. Ne de olsa sen pozitif enerji saçan bir sevgi kelebeğisindir.
“Yalanları en çabuk yalancılar fark eder, bir işi en iyi uygulayıcıları bilir.” Sözünü hatırlatacaktır yüreğin sana ama sen yine de tadını çıkarırsın bir süre. Sosyal bir varlık olduğuna inanasın gelir, dost çevrelerinde hoş beş eylemek seni ertesi güne daha bir sevince boğulmuş daha bir mutlu uyandırır. Bu durumda iğrenme, sosyal çevrelerde aşağılana daha bir aşağılayarak davranma modeli benimsenir.
Bu durum senden daha güçlü bir topluluk tarafından kabul görmeyene, içindeki derin huzursuzluk su yüzüne çıkana ya da durduk oturduk yere bir gün mutsuz uyanana kadar sürer.
Bu ne olduğunu anlayamadığın durumu hoş beşçilerine anlattığında karşına bir psikologa git cümlesi çıkar. Psikologun derdini çözmediği anladığında psikiyatra çevirirsin yüzünü. Ve karşınızda yasal uyuşturucular. Doğal olanları yasaklayan toplumun yasal olarak uyuşturulmana ses çıkarmaz. Sen de uyuşturulduğun için bu duruma ses çıkarmak yerine alışmaya başlarsın. Hastalıklı hoş beşçilerinle tekrar bir araya geldiğinde anlayabilirsin ancak… Onlarda yasal olarak uyuşturuldukları için hoş beşi bu kadar uzun zamandır sürdürebiliyorlar.
Kendine bakabilir durumda uyuşmadan yaşayanlara gıpta ile bakmaya başladığın gün bir daha hiçbir zaman uyuşturulmadan yaşayamayacağını anladığın gündür. Durumu kabul edene kadar çatışır, durumu kabul ettikten sonra zaman zaman dalgalanırsın.
Bütün bunların ardından artık her şey daha sıradan daha olağan, daha şaşırılmayacak ve daha sorgulanmayacak gelir. Nedendir bilinmez, ne nasıl geliyorsa sana sen de öyle davranmaya başlarsın. Artık sorgulamaz, şaşırmaz rutini sevmeyen ama rutin dışına çıkmaktan korkan denemeyen ve değişime kapalı bir inananı olursun hayatın. Tanımlarsın hayatı işte böyledir dersin, mutsuz ama kabullenmiş yaşarsın.
Gün olup devran döner senin kapalı devre yaşamın, ne olup biterse bitsin kendini kapatmayan bir alkolikle kesişirse işte o gün sinirlerin bozulur. Derhal gard alınmalı ve bu durum kınanmalıdır tarafından. Alkolik diğer hoş beşçilere benzemez. Dinleyebilir seni, anlamak üzerine söylevini verirken yerden yere vurmaz, konuştukların hakkında yorum yapmaz.
Alkoliğin zaman içinde bu çemberlerden geçip geçmediğini bilemezsin. Onun derdi tasası ile senin derdin tasan aynı masada konuşulmaz çünkü alkolik, bizim hikayemize konu olan, cebinde parası olmayan ve sokakta gezen bir garip gaiptir. Korkuları ile yüzleşmiş olsun ya da olmasın hayata devam mesaisini sadece soluk alıp verme üzerine kurar. Bu yüzden çoğunlukla acımaz, kanamaz önemsemez, gülmez.
Yaşamak ona ağır gelmez, yaşamı da hafife almaz, yani değillerken hayatı kendini değillemez o. Her söylenenin aksini iddia etmeden bir duruma hayır diyebilir. İki seçenek arasına sıkışıp kalmaz. Derin düşünür, düşünün içinde kaybolmaz. Hayal kurar, ayakları yerden kesilmez. Hülyalara dalar, yan masada konuşulanı duymaya devam eder. Sakız çiğner ve daktilo tuşlar aynı zamanda, zaman ve bölünmüşlük ona hükmetmez.
Şimdi asıl fena olanla yüzleşme vakti gelmiştir senin gibilerin, bu durum onu özel, olağanüstü ve mükemmel yapmaz. İnsan ya da donanımlı hayatın anlamını çözmüş biri yapmaz. Bu durumda sadece içer alkolik. Her durumda yapılacak en iyi ikinci şeyin içmektir ne de olsa.