içiyorum, öyleyse uyumuyorum...

27/10/2008 - kurtuldum sanırken...

Uzun zamandır başkalarının hikâyelerinde konaklıyordum ben. Kendi hikâyeme devam etmeye mecalim kalmayana kadar konuşmuştum ne de olsa. Geriye dinlenmek kalıyordu yalnızca, dinlendim bende kim ne söylediyse onu dinledim. Sözleri ve cümleleri biriktirdim. Hikâyeler arasında duygudaşlık yaparak hikâyeleri yani aslında hayatları birbirine dolayarak başkalarının çektiği acıları kendimin sanarak devam ettim soluk alıp vermeye. İyiydi bir süredir, depresyondan çıkmış, bir kaç gün ayık kafayla çalışmış hatta gülümseyebilmiştim olan bitene. Kim bilir yaşlı yürek tekrar ergenlik çekmiyordu bu sefer, ya da kurtulmuştu aklım aymazlıktan.

 

Bir süredir olan bitene seyirci olmaktan çıkıp, egomu ve olağanca iğrençliğimi portmantoda bırakıp çıplak çıkıyordum insanların arasına...

Sonra ne oldu hatırlamıyorum, bir şarkı, bir şiir, bir bilmece... Geçmişi çağırıp günümü gölgeledi. Aslında kim olmadığımı hatırladım. Öyle insanlara yardım edecek türden biri değildim ben, iyi bir değildim. Acılarını insanlardan ve yaşadıklarından büyük görmeyi kafayı takmış merhametsiz bir ayyaştım çoğunlukla. 

Kahvaltı etmezdim, çay sigara, kahve bira, çay rakı, şarap sigara ikilemelerini severdim ben. Sağlıklı yaşamaktan anladığım sarhoş olmaktı. Sarhoş olmak beraberinde her yamuğu kareye, her parmaklığı cennete çeviriyordu. Ayık olmak ya da ayık kalmak harcım değildi. 

Yeni bir şeyler denemek ancak yeni bir patavatsızı çekmekle mümkündü, çünkü cebimde sarhoş olacak para hiç olmadı, ya da sarhoş olmama yetecek para. Birilerine katlanabilmek içinse hep aynı oyunu oynuyordum. İyi biri gibi davranıyordum, kısa süreliğine. 

Dinliyordum insanları, dinlendiriyordum kendimi, alkol veriyorlardı çünkü. Çoğunlukla konuştukları ben değil kendileriydi zaten. Kendilerinden kurtulmak için kendilerini anlatmaya ihtiyaçları vardı. Yani oynamak kolaydı.

 

Dil dile küçük yaşta deymişti işte. Egodan arınarak yabancı bir dilde yalvarmak daha az acıtıyordu. İletişim sanattı sözde; benim içinse genetik olarak edindiğim bir mirastan başka bir şey değildi.

Ortak noktada olmak sıradan ve olağandı, Bir İsrailli ve bir İranlı aynı masada oturabiliyordu benimle olmak için. Sonrası kendiliğinden gelirdi zaten, başka bir Türk gelip hesabı öderdi...

Ben zaten sadece alkole secde eden bir günü daha tamamlamanın huzurunu duyabilirdim eğer gün dönümlerinde ayık olsaydım; en azından bunu yapabilirdim…

 

Kurtulmaya çalıştığım gerçeğin kendim olduğunu fark ettiğim günden beri yani doğduğum günden beri kendimle başa çıkmayı öğrendim sadece. Yaşadıklarımdan öğrenebileceğimin sadece bu olduğunu fark ettiğimde ise içmeye başladım. Kimse geçmişi değiştiremez ve gelecekten umutla söz ederek yaşayamaz yıllarca. Bir başkasının gülüşünden mutlu olma saçmalığına gelince sadece saçmalıktı. Uzakdoğu felsefeleri sahiplerine kalmalıydı, inananlara ve fark etmeyenlere, insan olmak var olmak demekti ve var olmak ancak sarhoşken başa çıkılabilir bir gerçekti.

 

Yıllar önce ve hatta yüzyıllar önce birilerinin belirlediği kural diye kabul eden -kendinden vazgeçen topluluklara toplum deniyordu- toplum kaideleri ancak biat ettiğin sürece sana bir şey verebilir olmayı vaat ediyordu. Benim umuda ayıracak yüreğim ve aklım hiç olmadı.

 

Genetik olarak doğru kodlanmayanlar nesillerden nesillere aktarılmasınlar diye üreme güdüleri eksilir, türün devamlılığına yönelik dürtüleri akıl denilen evrimsel silahla baskılanırmış, nerden bildiğimi ya da hangi alkol masasında meze olarak tattığımı bilmediğim bu cümle uzun süredir sevimli geliyor bana. Dolayısıyla türün tek niteliksizi olarak; zehrini kendini insan sananların üzerine boşaltmak bu pencereden bakınca bana normal geliyor.    

 

Susmaya getirdiğim açıklama da en az konuşmak isteyişim kadar hastalıklı ve acınası belki bilmiyorum; ama ne yaşabiliyorsam ve ne yapmaya yetiyorsa bu aciz aklım onu yapabilmeyi çok istiyorum, sırf bu yüzden tekrar içiyorum…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bir dostun tanımlamasıyla" Sen olmayan sorunlar bulup, onları çözmeyi iş ediniyorsun kendine"... Ustaya saygıyla eklemek istediğim bir şey var bu tanıma... Alkollüyken çarpılıyor algı ve değişiyor öncelikler, o sorunları çözmek için ölümü göze alarak yaşamak koyuyorum bardağa... yudumluyorum ara sıra...

Kategoriler

Arkadaşlarım

agnia
gilthoniel
kupavalesi
hayalayna
dina13
ar
prettygirl
twistagain
destiny
bcandann
sokakveduvar
ruhsuzbeden
melankolikkiz
Blogcu Yardım
parantezicihayatlar2
ozy1905
symrnahan
karaf
asligulerr
kanatsevdasi